<?xml version="1.0" encoding="utf-8" ?>
<rss version="2.0" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom">
    <channel>
        <title>KELİME KUTUSU</title>
        <description>KELİME KUTUSU HER NEVİ KİTAP İNCELEME ARAŞTRMA VE TAHLİL SİTESİ</description>
        <link>http://kelimekutusu.blogcu.com</link>
        <lastBuildDate>Mon, 09 Nov 2009 08:35:55 +0200</lastBuildDate>
     
        <item>
            <title>TEVHİD yâhud FERYÂD</title>
            <link>http://kelimekutusu.blogcu.com/tevhid-yahud-feryad_1909994.html</link>
            <guid>http://kelimekutusu.blogcu.com/tevhid-yahud-feryad_1909994.html</guid> 
            <description>&lt;P&gt;Ey nûr-i ulûhiyyetinin zılli avâlim,&lt;BR&gt;Zıllin bile esrâr-ı zuhûrun gibi muzlim!&lt;BR&gt;Kürsî-i celâlin -ki semâlarla zeminler&lt;BR&gt;Bir nokta kadar sahn-i mıchîtinde tutar yer-&lt;BR&gt;İdrâkin eder gâye-i ümmîdini haybet...&lt;BR&gt;Yâ Rab, o ne dehşettir, İlâhî, o ne heybet!&lt;BR&gt;Pervâzına yetmez gibi pehnâ yı avâlim,&lt;BR&gt;Gâhî seni bulsam diye, âvâre hayâlim&lt;BR&gt;Bir şevk ile lâhûta kadar yükseleyim der:&lt;BR&gt;Lâkin nasıl olsun ki bu mi'râca muzaffer?&lt;BR&gt;Nâsût muhîtinde henüz çalkalanırken,&lt;BR&gt;&lt;BR&gt;&lt;BR&gt;&lt;BR&gt;Bir dest-i tecebbür dayanıp göğsüne birden;&lt;BR&gt;Hüsranla iner öyle sefil, öyle muhakkar:&lt;BR&gt;Hâlâ o sukûtun küreden tozlan kalkar!&lt;BR&gt;Yalnız o mu? Bin fikr-i semâvî bu zeminde,&lt;BR&gt;Bîtâb-ı taharrî kalarak âh ü eninde!&lt;BR&gt;Eşbâha mı kurbün olacaktır cevelângâh?&lt;BR&gt;Ervâh bütün mündehiş-i &quot;sümme radednâh!&quot;&lt;BR&gt;Sun'undaki esrâra teâlî bize memnû'&lt;BR&gt;Olmaz mı, ridâ pûş dururken daha masnû'?&lt;BR&gt;Hurşîd-i ezelden nasıl ister ki haberdâr&lt;BR&gt;Olsun daha bir zerreyi derk etmeyen efkâr?&lt;BR&gt;Ey nâmütenâhî sana nisbet ile mahdûd,&lt;BR&gt;Mahsûr-i muhît-i kaderindir ne ki mevcûd.&lt;BR&gt;Dîbâce-i evsâfını almaz bütün eb'âd,&lt;BR&gt;A'dâd edemez silsile-i feyzini ta'dâd.&lt;BR&gt;Ummân-ı şüûnun ki birer mevcidir a'sâr,&lt;BR&gt;Her mevcesi bir lücce-i bî-sâhil-i âsâr!&lt;BR&gt;Fermânına mahkûm ezeliyyet, ebediyyet;&lt;BR&gt;Ey pâdişeh-i arş-ı güzîn-i samediyyet.&lt;BR&gt;İbdâ-ı bedîin -ki cihanlarla bedâyi'&lt;BR&gt;Meydâna getirmiş- bize ey Hâlik-ı Mübdi',&lt;BR&gt;Mübhem nasıl olmaz ki?Adem'den değil isbât,&lt;BR&gt;Bir zerre-i mevcûdu yok etmek bile heyhât,&lt;BR&gt;Kâbil olamaz çıksa da bin dest-i muharrib.&lt;BR&gt;Yâ Rab, bu nasıl âlem-i lebrîz-i garâib!&lt;BR&gt;Serhadd-i ezel bed'-i hudûd-i melekûtun&lt;BR&gt;Pehnâ yı ebed gâye-i sahn-ı ceberûtun.&lt;BR&gt;Hükmün ki tahakküm edemez seyrine bir şey;&lt;BR&gt;Bir anda bu pâyansız olan cevvi eder tayy&lt;BR&gt;Bir an, diyerek eylemişim bilmiyerek, bak!&lt;BR&gt;Takyîd zamanla seni ey Fâtır-ı Mutlak!&lt;BR&gt;Bâkîyi beşer her ne kadar etse de tenzîh.&lt;BR&gt;Fâniyyeti îcâbı, eder kendine teşbîh!&lt;BR&gt;Itlâka n.. ( &lt;a href=&quot;http://kelimekutusu.blogcu.com/tevhid-yahud-feryad_1909994.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Mon, 05 Feb 2007 20:07:00 +0200</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>Leylâ</title>
            <link>http://kelimekutusu.blogcu.com/leyla_1909982.html</link>
            <guid>http://kelimekutusu.blogcu.com/leyla_1909982.html</guid> 
            <description>&lt;P&gt;&quot;Barındırmaz mısın koynunda, ey toprak?&quot; derim, &quot;yer pek&quot;;&lt;BR&gt;Döner, imdâdı gökten beklerim, heyhât, &quot;gök yüksek&quot;.&lt;BR&gt;Bunaldım kendi kendimden, zamân ıssız, mekân ıssız;&lt;BR&gt;Ne vahşetlerde bir yoldaş, ne zulmetlerde tek yıldız!&lt;BR&gt;Cihet yok: Sermedî bir seddi var karşında yeldânın;&lt;BR&gt;Düşer, hüsrâna, kalkar, ye'se çarpar serserî alnın!&lt;BR&gt;Ocaksız, vâhalar, çöller; sağır, vâdîler, enginler;&lt;BR&gt;&lt;BR&gt;&lt;BR&gt;&lt;BR&gt;&lt;BR&gt;Aran: Beynin döner boşlukta; haykır: Ses veren cinler!&lt;BR&gt;Şu vîran kubbe, yıllardır, sadâdan dûr, ışıktan dûr;&lt;BR&gt;İlâhî, yok mu âfâkında bir ferdâya benzer nûr?&lt;BR&gt;Ne bitmez bir geceymiş! Nerden etmiş Şark'ı istîla?&lt;BR&gt;Değil canlar, cihanlar göçtü hilkatten, bunun, hâlâ,&lt;BR&gt;Ezer kâbûsu, üç yüz elli, dört yüz milyon îmânı;&lt;BR&gt;Boğar girdâbı her devrinde milyarlarca sâmânı!&lt;BR&gt;Asırlardır ki, İslâm'ın bu her gün çiğnenen yurdu,&lt;BR&gt;Asırlar geçti, hâlâ bekliyor ferdâ-yı mev'ûdu!&lt;BR&gt;O ferdâ, istemem, hiç doğmasın &quot;ferdâ-yı mahşer&quot;se...&lt;BR&gt;Hayır, kudretli bir varlıkla mü'minler mübeşşerse;&lt;BR&gt;Bu kat kat perdeler, bilmem, neden sıyrılmasın artık?&lt;BR&gt;Niçin serpilmesin, hâlâ, ufuklardan bir aydınlık?&lt;BR&gt;O &quot;aydınlık&quot; ki, sönmek bilmeyen ümmîd-i işrâkı,&lt;BR&gt;&quot;Vücûdundan peşîman, ölmek ister&quot; sandığın Şark'ı,&lt;BR&gt;Füsünkâr iltimâ'âtıyle döndürmüş de şeydâya;&lt;BR&gt;Sürükler, bunca yıllardır, o sevdâdan bu sevdâya.&lt;BR&gt;&lt;BR&gt;Hayır! Şark'ın, o hodgâm olmayan Mecnûn-i nâ-kâmın,&lt;BR&gt;Bütün dünyâda bir Leylâ'sı var: Âtîsi İslâm'ın.&lt;BR&gt;Nasıldır mâsivâ, bilmez; onun fânîsidir ancak;&lt;BR&gt;Bugün, yâdıyle müstağrak yarın, yâdında müstağrak!&lt;BR&gt;Gel ey Leylâ, gel ey candan yakın cânan, uzaklaşma!&lt;BR&gt;Senin derdinle canlardan geçen Mecnun'la uğraşma!&lt;BR&gt;Düşün: Bîçârenin en kahraman, en gürbüz evlâdı,&lt;BR&gt;Kimin uğrunda kurbandır ki, doğrandıkça doğrandı?&lt;BR&gt;Şu yüz binlerce sönmüş yurda yangınlar veren kimdi?&lt;BR&gt;Şu milyonlarca öksüz, dul kimin boynundadır şimdi?&lt;BR&gt;Kimin boynundadır serden geçip berdâr olan canlar?&lt;BR&gt;Kimin uğrundadır, Leylâ, o makteller, o zind.. ( &lt;a href=&quot;http://kelimekutusu.blogcu.com/leyla_1909982.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Mon, 05 Feb 2007 20:06:00 +0200</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>OĞLUM, BU TEMENNİ NEYE BENZER, BANA BAK:</title>
            <link>http://kelimekutusu.blogcu.com/oglum-bu-temenni-neye-benzer-bana-bak_1909971.html</link>
            <guid>http://kelimekutusu.blogcu.com/oglum-bu-temenni-neye-benzer-bana-bak_1909971.html</guid> 
            <description>&lt;P&gt;Oğlum, bu temenni neye benzer, bana bak:&lt;BR&gt;&lt;BR&gt;Eşeklerin canı yükten yanar, aman derler,&lt;BR&gt;&lt;BR&gt;Nedir bu çektiğimiz derd, çifte çifte semer!&lt;BR&gt;&lt;BR&gt;Biriyle uğraşırken gelip çatar öbürü;&lt;BR&gt;&lt;BR&gt;Gelir ki taş gibi hain, hem eskisinden iri.&lt;BR&gt;&lt;BR&gt;Semerci usta geberseydi... değmeyin keyfe!&lt;BR&gt;&lt;BR&gt;Evet, gebermelidir inkisar edin herife.&lt;BR&gt;&lt;BR&gt;&lt;BR&gt;&lt;BR&gt;Zavallı usta göçer bir gün akibet, ancak,&lt;BR&gt;&lt;BR&gt;Makamı öyle uzun boylu nerede boş kalacak?&lt;BR&gt;&lt;BR&gt;Çırak mı, kalfa mı, kim varsa yaslanır köşeye;&lt;BR&gt;&lt;BR&gt;Takım biçer durur artık gelen giden eşeğe.&lt;BR&gt;&lt;BR&gt;Adam meğer acemiymiş, semerse hayli hüner;&lt;BR&gt;&lt;BR&gt;Sırayla baytarı boylar zavallı merkepler.&lt;BR&gt;&lt;BR&gt;Bütün o beller, omuzlar çürür çürür oyulur;&lt;BR&gt;&lt;BR&gt;Sonunda her birinin sırtı yemyeşil et olur.&lt;BR&gt;&lt;BR&gt;'Giden semerciyi, derler, bulur muyuz şimdi?&lt;BR&gt;&lt;BR&gt;Ya böyle kalfa değil, basbayağı muallimdi.&lt;BR&gt;&lt;BR&gt;Nasıl da kadrini vaktıyla bilemedik, tuhaf iş:&lt;BR&gt;&lt;BR&gt;Semer değilmiş o rahmetlininki devletmiş!'&lt;BR&gt;&lt;BR&gt;Nasihatım sana:'herzeyle iştigali bırak!&lt;BR&gt;&lt;BR&gt;Adamlığın yolu neredeyse, bul da girmeye bak!&lt;BR&gt;&lt;BR&gt;Adam mısın: ebediyyen cihanda hürsün gez;&lt;BR&gt;&lt;BR&gt;Yular takıp seni bir kimsecik sürükleyemez.&lt;BR&gt;&lt;BR&gt;Adam değil misin, oğlum, gönüllüsün semere&lt;BR&gt;&lt;BR&gt;Küfür savurma boyun kestiğin semercilere.&lt;BR&gt;&lt;/P&gt;.. ( &lt;a href=&quot;http://kelimekutusu.blogcu.com/oglum-bu-temenni-neye-benzer-bana-bak_1909971.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Mon, 05 Feb 2007 20:05:00 +0200</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>Mehmet Akif Ersoy'un Hayatı </title>
            <link>http://kelimekutusu.blogcu.com/mehmet-akif-ersoy-un-hayati_1909953.html</link>
            <guid>http://kelimekutusu.blogcu.com/mehmet-akif-ersoy-un-hayati_1909953.html</guid> 
            <description>&lt;P&gt;&lt;BR&gt;1873'te İstanbul&amp;#8217;da doğdu. 27 Aralık 1936&amp;#8217;da İstanbul&amp;#8217;da yaşamını yitirdi. 4 yaşında Fatih'te Emir Buhari Mahalle Mektebi'nde başladığı eğitimini Fatih Merkez Rüştiyesi'nde sürdürdü. Ardından Mülkiye Mektebi'nin idadi (lise) bölümünü bitirdi. Babasından Arapça öğrendi. Fatih Camii&amp;#8217;nde İran edebiyatı okutan Esad Dede&amp;#8217;nin derslerini izledi. Farsça ve Fransızca öğrendi. Babasının ölümü ve evlerinin yanması üzerine Mülkiye'nin yüksek kısmından ayrılmak zorunda kaldı. &lt;BR&gt;&lt;BR&gt;1889&amp;#8217;da girdiği Halkalı Mülkiye Baytar Mektebi&amp;#8217;ni 1893&amp;#8217;te birincilikle bitirdi. Ziraat ve Ticaret Nezareti'nde veteriner olarak çalışmaya başladı. Rumeli, Arnavutluk ve Arabistan'da dolaştı. Geniş halk kesimleriyle, köylülerle yakın ilişkiler kurdu. Halkalı Ziraat Mektebi ve 1907&amp;#8217;de Çiftçilik Makinist Mektebi&amp;#8217;nde ders verdi. 1908&amp;#8217;de Dârülfünûn Edebiyat-ı Umûmiye müderrisliğine atandı. Umur-ı Baytariye Müdür Muavini görevine getirildi. Kısa süre sonra bu görevden ayrılıp yalnızca Halkalı Mülkiye Baytar Mektebi'nde ders vermeyi sürdürdü. &lt;BR&gt;&lt;BR&gt;&lt;BR&gt;&lt;BR&gt;&lt;B&gt;İstiklal Marşı&lt;BR&gt;&lt;/B&gt;1913'te İttihat ve Terakki Cemiyeti&amp;#8217;ne girdi. 1'inci Dünya Savaşı sırasında bu cemiyete bağlı bir örgüt olan Teşkilat-ı Mahsusa aracılığıyla Almanya'daki Müslüman tutsakların durumunu incelemek üzere Berlin&amp;#8217;e gönderildi. Daha sonra Arabistan ve Lübnan'a gitti. Batı uygarlığının koşullarına ve Doğu-Batı çelişkisine tanık oldu. İstanbul'a dönüşünde Dâr-ül-Hikmet-i İslâmiye adlı kuruluşun başkâtipliğine atandı. İzmir'in işgalinden sonra Anadolu'da başlayan kurtuluş hareketine destek verdi. Balıkesir&amp;#8217;de yaptığı konuşma, İstanbul hükümetini endişelendirdi, görevinden alındı. Ama o mücadalesini sürdürdü. Camilerde yaptığı konuşmaların metinleri çoğaltılarak bütün yurda dağıtıldı. Ankara hükümetinin kurulması üzerine Burdur mebusu olarak Büyük Millet Meclisi'.. ( &lt;a href=&quot;http://kelimekutusu.blogcu.com/mehmet-akif-ersoy-un-hayati_1909953.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Mon, 05 Feb 2007 20:00:00 +0200</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>'Saltzjoben ruhu' İmaj her şeydir! ( II)</title>
            <link>http://kelimekutusu.blogcu.com/saltzjoben-ruhu-imaj-her-seydir-ii_1909897.html</link>
            <guid>http://kelimekutusu.blogcu.com/saltzjoben-ruhu-imaj-her-seydir-ii_1909897.html</guid> 
            <description>&lt;P&gt;İsveç Modeli &quot;Refah&quot; (welfare) Kapitalizminin aslında Solcular değil, Muhafazakârlar için bir model olduğunu ileri sürenler, hükümlerini birden fazla olguya dayandırırlar. Bunlardan biri, ülkenin 1932'den bu yana (1990'lardaki kısacık dönem hariç) Sosyal Demokrat, SPA iktidarının yönettiği Tek-Parti devleti olmasıdır. &lt;BR&gt;&lt;BR&gt;1932-1946 yılları arasında iktidarda kalan karizmatik İsveç Başbakanı Per Albin Hansson, İsveç'in &quot;istenmeyen&quot; unsurlarının zorla kısırlaştırılması hareketini başlatan lideridir. Daha da vahimi, ülkeyi kültürel ve genetik nitelikleri müstakar (homojen) olan İsveçliler için &quot;yuva&quot; teşkil edebilecek bir yapılanmaya, &quot;folkhemmet&quot;e, dönüştürmeye yönelik hareket, İsveç işveren federasyonu ile İsveç işçi sendikalarının ortak ve sessiz mutabakatı ile gerçekleşir. Saltzjoben kasabasında formüle edildiği için &quot;Saltzjoben Ruhu&quot; olarak bilinen bu mutabakat sayesinde &quot;ırkçı klişelere uymayan unsurlar&quot;ın İsveç toplumundan ayıklanmalarını içlerine sindirebilmişler, Nazilerin revaç verdiği uygulamaları, İsveç sosyal demokratları benimsemekten kaçınmamışlardır. &lt;BR&gt;&lt;BR&gt;&lt;BR&gt;&lt;BR&gt;&lt;B&gt;Avrupa'nın en çok silah üreten ülkesi &lt;/B&gt;&lt;BR&gt;&lt;BR&gt;İşveren ve işçi temsilcilerinin mutabakatının bir diğer tezahürü, ifadesini &quot;folkhemmet&quot;te bulan pederşahi devlet anlayışının yerleşmesidir. Türkiye'ye parmak ısırtan bu devletçilik anlayışı, zamanla, İsveç'i, geniş kapsamlı sosyal güvenlik programlarının yanı sıra ekonominin devlet tarafından sıkı bir biçimde yönlendirildiği, vergilerin emsal ülkelerden hayli yüksek olduğu bir ülke haline getirmiş, '90lı yılların başlarında ziyadesiyle ağır bir ekonomik krizle karşı karşıya bırakmıştır. Günümüzde İsveç, işsizliğin reel terimlerde % 25'i bulduğu bir ülkedir. İşin ilginç yanı, Alpay'ın &quot;dünyanın en demokratik, laik ve sosyal hukuk devleti olmayı başarmış&quot; (1) olduğunu iddia ettiği İsveç'in çalışma bakanının yalan söylemek, gerçek rakamları saptırmakla suçlanıyor olmasıdır. (.. ( &lt;a href=&quot;http://kelimekutusu.blogcu.com/saltzjoben-ruhu-imaj-her-seydir-ii_1909897.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Mon, 05 Feb 2007 19:59:00 +0200</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>İsveç: İmaj her şeydir!</title>
            <link>http://kelimekutusu.blogcu.com/isvec-imaj-her-seydir_1909889.html</link>
            <guid>http://kelimekutusu.blogcu.com/isvec-imaj-her-seydir_1909889.html</guid> 
            <description>&lt;P&gt;İtiraf etmeliyim ki, Şahin Alpay'ın yakıcı öfkesinden (1) olmasa, İsveç, 1987 İran-Kontra skandalından; ki, bardağı taşıran son damladır, bu yana defteri dürülmüş bir ülke olarak gündemimden tümüyle düşmüştü. &lt;BR&gt;&lt;BR&gt;Ne, '78 kuşağı muhaliflerine kucak açmış olması, ne Pamuk'u malûm ödülle onurlandırması ne de Banu Avar'ın TRT'deki programı, tutumumda bir değişiklik yaratabildiydi. Umursamazlık kalkanımı delen, Alpay'ın öfkesinin uyandırdığı haset! Doğrusu, İsveç'in kendisini her koşulda savunabilecek, Türkiye'nin önde gelen gazetelerinden birisinde sütun sahibi, ünlü bir aydın yetiştirmiş olmasını çok ama çok kıskandım! Darısı başımıza da diyeceğim, ama hangi İsveçli (ya da Batılı!) tanınmış bir sütun yazarı kalkar da Türkiye'yi eleştiren bir televizyon programını &quot;... benim dokuz yıl süreyle içinde yaşadığım ve yakından tanımak fırsatını bulduğum Türkiye'ye hiç ama hiç benzemiyordu&quot; gibisinden, mükemmelen öznel bir değerlendirmeyle topa tutabilir? &lt;BR&gt;&lt;BR&gt;&lt;BR&gt;&lt;BR&gt;Her neyse... Kendi adıma söz konusu ülkeden bütünüyle soğumama neden olan olaylar silsilesinin ilklerinden biri, '80li yılların başında İsveç'in 40 yıl süreyle resmi devlet politikası olarak uyguladığı &quot;zorunlu kısırlaştırma&quot; kampanyasının 1976'a kadar sürmüş olduğunun ortaya çıkması oldu! Bu süreçte 62.000 İsveçli, &quot;İsveç halkının kalitesini iyileştirmek&quot; amacıyla kısırlaştırılmışlardı! Kimler? &quot;Karışık ırklar,&quot; düşük zekâlılar, sakatlar. &quot;İstenmeyen genler&quot;inin gelecek nesillere transfer edilmesini önlemek için devlet tarafından zorla kısırlaştırıldılar. Kısırlaştırmanın, zapturapt altına alınamayan düzen muhaliflerine, hafifmeşreplere, uygunsuzlara uygulandığına dair deliller de ayrıca mebzul miktardaydı. (2) &lt;BR&gt;&lt;BR&gt;&lt;B&gt;&quot;Faşist&quot; nitelendirilmesine uygun bir ülke &lt;/B&gt;&lt;BR&gt;&lt;BR&gt;Şimdi, &quot;karışık ırklar&quot; tanımlamasının, masum okura &quot;nasıl yani?&quot; dedirtebileceğinin farkındayım. Efendim, İsveç, &quot;eugenics&quot; yani &quot;insanının 'olumlu' .. ( &lt;a href=&quot;http://kelimekutusu.blogcu.com/isvec-imaj-her-seydir_1909889.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Mon, 05 Feb 2007 19:58:00 +0200</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>Bakındı şu İran'ın yaptığına!(II)</title>
            <link>http://kelimekutusu.blogcu.com/bakindi-su-iran-in-yaptigina-ii_1909883.html</link>
            <guid>http://kelimekutusu.blogcu.com/bakindi-su-iran-in-yaptigina-ii_1909883.html</guid> 
            <description>&lt;P&gt;Tahran sokaklarında geleneksel kara giysileri, şakaklarından sarkan lüleleri, geniş kenarlı kara şapkalarıyla beliren Neturei Karta tarikatına mensup Yahudiler, zaman zaman Ağlama Duvarı'nda dövünürlerken hayretle seyrettiğimiz &quot;ultra&quot; Ortodoks &quot;Hasidi&quot;lerden. &lt;BR&gt;&lt;BR&gt;&quot;Resmi Soykırım&quot; denilen olguya dair verilerin yeniden gözden geçirilmesini amaçlayan 11 Aralık &quot;Review of the Holocaust: Global Vision&quot; (1) konferansına göğüslerine iliştirdikleri &quot;Yahudi, Zionist değil!&quot; rozetleri ile katılırlar. Cemaatin ileri gelenlerinden delege Haham David Weiss, Filistin'in Yahudilere ait olmadığını, Filistinlilere geri verilmesi gerektiğini savunmaktadır. Soykırım'ı inkâr ediyor değillerdir, ancak &quot;Bir halkı ezmek için Soykırım'ı böylesine utanmaz ve saldırgan (2) bir tavırla suistimal eden Zionistler&quot;e fena halde içerlemekte, &quot;yalancı&quot; olduklarını söylemektedirler. &lt;BR&gt;&lt;BR&gt;İsrail bin Elizer'in söyledikleri önemli &lt;BR&gt;&lt;BR&gt;&lt;BR&gt;&lt;BR&gt;Yeri gelmişken, Hasidizm, İbranice &quot;çasidus&quot; kelimesinden türer ki, &quot;takva&quot; diye çevirmek mümkün. Dinî bir hareket olarak 1700'lü yıllarda Beyaz Rusya ve Ukrayna'da ortaya çıkmıştır. Kurucusu, İsrail bin Eliezer'dir. 1698-1760 yılları arasında yaşayan bu haham, Ba'al Şem Tov olarak da bilinir. Ba'al Şem Tov'un yaşadığı yıllar, Yahudiler için en az Soykırım felâketi kadar feci yıllardır. İsrail bin Eliezer, zulmün nedenini Yahudilerin dinden çıkmış olmalarında bulur; &quot;Önce Kanun&quot; der, &quot;Önce Kanun öğrenilecek. Kanun'u öğrenmek, Kudüs'teki Mabed'i yeniden inşa etmekten daha önemlidir. Tevrad'ı eline alan &quot;Sanki daha bugün almışım Sina Dağı'ndan&quot; demeyi, &quot;Hazreti Musa'nın eline değdiği günkü kadar taze&quot; olduğunu bilmelidir. Ve bilmelidir ki, &quot;Tevrat'ta yazılandan gayri, öğrenecek bir şey yoktur yeryüzünde. Felsefe gibi dünyevi bilgiler, ancak ne gece, ne de gündüz olan bir saatte okunabilirler.&quot; Dahası var: &quot;Ölüm, işlenilen günahların karşılığı olarak ödenen bir .. ( &lt;a href=&quot;http://kelimekutusu.blogcu.com/bakindi-su-iran-in-yaptigina-ii_1909883.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Mon, 05 Feb 2007 19:56:02 +0200</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>Bakındı şu İran'ın yaptığına!(II)</title>
            <link>http://kelimekutusu.blogcu.com/bakindi-su-iran-in-yaptigina-ii_1909879.html</link>
            <guid>http://kelimekutusu.blogcu.com/bakindi-su-iran-in-yaptigina-ii_1909879.html</guid> 
            <description>&lt;P&gt;Tahran sokaklarında geleneksel kara giysileri, şakaklarından sarkan lüleleri, geniş kenarlı kara şapkalarıyla beliren Neturei Karta tarikatına mensup Yahudiler, zaman zaman Ağlama Duvarı'nda dövünürlerken hayretle seyrettiğimiz &quot;ultra&quot; Ortodoks &quot;Hasidi&quot;lerden. &lt;BR&gt;&lt;BR&gt;&quot;Resmi Soykırım&quot; denilen olguya dair verilerin yeniden gözden geçirilmesini amaçlayan 11 Aralık &quot;Review of the Holocaust: Global Vision&quot; (1) konferansına göğüslerine iliştirdikleri &quot;Yahudi, Zionist değil!&quot; rozetleri ile katılırlar. Cemaatin ileri gelenlerinden delege Haham David Weiss, Filistin'in Yahudilere ait olmadığını, Filistinlilere geri verilmesi gerektiğini savunmaktadır. Soykırım'ı inkâr ediyor değillerdir, ancak &quot;Bir halkı ezmek için Soykırım'ı böylesine utanmaz ve saldırgan (2) bir tavırla suistimal eden Zionistler&quot;e fena halde içerlemekte, &quot;yalancı&quot; olduklarını söylemektedirler. &lt;BR&gt;&lt;BR&gt;İsrail bin Elizer'in söyledikleri önemli &lt;BR&gt;&lt;BR&gt;&lt;BR&gt;&lt;BR&gt;Yeri gelmişken, Hasidizm, İbranice &quot;çasidus&quot; kelimesinden türer ki, &quot;takva&quot; diye çevirmek mümkün. Dinî bir hareket olarak 1700'lü yıllarda Beyaz Rusya ve Ukrayna'da ortaya çıkmıştır. Kurucusu, İsrail bin Eliezer'dir. 1698-1760 yılları arasında yaşayan bu haham, Ba'al Şem Tov olarak da bilinir. Ba'al Şem Tov'un yaşadığı yıllar, Yahudiler için en az Soykırım felâketi kadar feci yıllardır. İsrail bin Eliezer, zulmün nedenini Yahudilerin dinden çıkmış olmalarında bulur; &quot;Önce Kanun&quot; der, &quot;Önce Kanun öğrenilecek. Kanun'u öğrenmek, Kudüs'teki Mabed'i yeniden inşa etmekten daha önemlidir. Tevrad'ı eline alan &quot;Sanki daha bugün almışım Sina Dağı'ndan&quot; demeyi, &quot;Hazreti Musa'nın eline değdiği günkü kadar taze&quot; olduğunu bilmelidir. Ve bilmelidir ki, &quot;Tevrat'ta yazılandan gayri, öğrenecek bir şey yoktur yeryüzünde. Felsefe gibi dünyevi bilgiler, ancak ne gece, ne de gündüz olan bir saatte okunabilirler.&quot; Dahası var: &quot;Ölüm, işlenilen günahların karşılığı olarak ödenen bir .. ( &lt;a href=&quot;http://kelimekutusu.blogcu.com/bakindi-su-iran-in-yaptigina-ii_1909879.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Mon, 05 Feb 2007 19:56:01 +0200</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>Bakındı şu İran'ın yaptığına!(II)</title>
            <link>http://kelimekutusu.blogcu.com/bakindi-su-iran-in-yaptigina-ii_1909862.html</link>
            <guid>http://kelimekutusu.blogcu.com/bakindi-su-iran-in-yaptigina-ii_1909862.html</guid> 
            <description>&lt;P&gt;Tahran sokaklarında geleneksel kara giysileri, şakaklarından sarkan lüleleri, geniş kenarlı kara şapkalarıyla beliren Neturei Karta tarikatına mensup Yahudiler, zaman zaman Ağlama Duvarı'nda dövünürlerken hayretle seyrettiğimiz &quot;ultra&quot; Ortodoks &quot;Hasidi&quot;lerden. &lt;BR&gt;&lt;BR&gt;&quot;Resmi Soykırım&quot; denilen olguya dair verilerin yeniden gözden geçirilmesini amaçlayan 11 Aralık &quot;Review of the Holocaust: Global Vision&quot; (1) konferansına göğüslerine iliştirdikleri &quot;Yahudi, Zionist değil!&quot; rozetleri ile katılırlar. Cemaatin ileri gelenlerinden delege Haham David Weiss, Filistin'in Yahudilere ait olmadığını, Filistinlilere geri verilmesi gerektiğini savunmaktadır. Soykırım'ı inkâr ediyor değillerdir, ancak &quot;Bir halkı ezmek için Soykırım'ı böylesine utanmaz ve saldırgan (2) bir tavırla suistimal eden Zionistler&quot;e fena halde içerlemekte, &quot;yalancı&quot; olduklarını söylemektedirler. &lt;BR&gt;&lt;BR&gt;İsrail bin Elizer'in söyledikleri önemli &lt;BR&gt;&lt;BR&gt;&lt;BR&gt;&lt;BR&gt;Yeri gelmişken, Hasidizm, İbranice &quot;çasidus&quot; kelimesinden türer ki, &quot;takva&quot; diye çevirmek mümkün. Dinî bir hareket olarak 1700'lü yıllarda Beyaz Rusya ve Ukrayna'da ortaya çıkmıştır. Kurucusu, İsrail bin Eliezer'dir. 1698-1760 yılları arasında yaşayan bu haham, Ba'al Şem Tov olarak da bilinir. Ba'al Şem Tov'un yaşadığı yıllar, Yahudiler için en az Soykırım felâketi kadar feci yıllardır. İsrail bin Eliezer, zulmün nedenini Yahudilerin dinden çıkmış olmalarında bulur; &quot;Önce Kanun&quot; der, &quot;Önce Kanun öğrenilecek. Kanun'u öğrenmek, Kudüs'teki Mabed'i yeniden inşa etmekten daha önemlidir. Tevrad'ı eline alan &quot;Sanki daha bugün almışım Sina Dağı'ndan&quot; demeyi, &quot;Hazreti Musa'nın eline değdiği günkü kadar taze&quot; olduğunu bilmelidir. Ve bilmelidir ki, &quot;Tevrat'ta yazılandan gayri, öğrenecek bir şey yoktur yeryüzünde. Felsefe gibi dünyevi bilgiler, ancak ne gece, ne de gündüz olan bir saatte okunabilirler.&quot; Dahası var: &quot;Ölüm, işlenilen günahların karşılığı olarak ödenen bir .. ( &lt;a href=&quot;http://kelimekutusu.blogcu.com/bakindi-su-iran-in-yaptigina-ii_1909862.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Mon, 05 Feb 2007 19:56:00 +0200</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>'Saltzjoben ruhu' İmaj her şeydir! ( II)</title>
            <link>http://kelimekutusu.blogcu.com/saltzjoben-ruhu-imaj-her-seydir-ii_1909836.html</link>
            <guid>http://kelimekutusu.blogcu.com/saltzjoben-ruhu-imaj-her-seydir-ii_1909836.html</guid> 
            <description>&lt;P&gt;İsveç Modeli &quot;Refah&quot; (welfare) Kapitalizminin aslında Solcular değil, Muhafazakârlar için bir model olduğunu ileri sürenler, hükümlerini birden fazla olguya dayandırırlar. Bunlardan biri, ülkenin 1932'den bu yana (1990'lardaki kısacık dönem hariç) Sosyal Demokrat, SPA iktidarının yönettiği Tek-Parti devleti olmasıdır. &lt;BR&gt;&lt;BR&gt;1932-1946 yılları arasında iktidarda kalan karizmatik İsveç Başbakanı Per Albin Hansson, İsveç'in &quot;istenmeyen&quot; unsurlarının zorla kısırlaştırılması hareketini başlatan lideridir. Daha da vahimi, ülkeyi kültürel ve genetik nitelikleri müstakar (homojen) olan İsveçliler için &quot;yuva&quot; teşkil edebilecek bir yapılanmaya, &quot;folkhemmet&quot;e, dönüştürmeye yönelik hareket, İsveç işveren federasyonu ile İsveç işçi sendikalarının ortak ve sessiz mutabakatı ile gerçekleşir. Saltzjoben kasabasında formüle edildiği için &quot;Saltzjoben Ruhu&quot; olarak bilinen bu mutabakat sayesinde &quot;ırkçı klişelere uymayan unsurlar&quot;ın İsveç toplumundan ayıklanmalarını içlerine sindirebilmişler, Nazilerin revaç verdiği uygulamaları, İsveç sosyal demokratları benimsemekten kaçınmamışlardır. &lt;BR&gt;&lt;BR&gt;&lt;BR&gt;&lt;BR&gt;&lt;B&gt;Avrupa'nın en çok silah üreten ülkesi &lt;/B&gt;&lt;BR&gt;&lt;BR&gt;İşveren ve işçi temsilcilerinin mutabakatının bir diğer tezahürü, ifadesini &quot;folkhemmet&quot;te bulan pederşahi devlet anlayışının yerleşmesidir. Türkiye'ye parmak ısırtan bu devletçilik anlayışı, zamanla, İsveç'i, geniş kapsamlı sosyal güvenlik programlarının yanı sıra ekonominin devlet tarafından sıkı bir biçimde yönlendirildiği, vergilerin emsal ülkelerden hayli yüksek olduğu bir ülke haline getirmiş, '90lı yılların başlarında ziyadesiyle ağır bir ekonomik krizle karşı karşıya bırakmıştır. Günümüzde İsveç, işsizliğin reel terimlerde % 25'i bulduğu bir ülkedir. İşin ilginç yanı, Alpay'ın &quot;dünyanın en demokratik, laik ve sosyal hukuk devleti olmayı başarmış&quot; (1) olduğunu iddia ettiği İsveç'in çalışma bakanının yalan söylemek, gerçek rakamları saptırmakla suçlanıyor olmasıdır. (.. ( &lt;a href=&quot;http://kelimekutusu.blogcu.com/saltzjoben-ruhu-imaj-her-seydir-ii_1909836.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Mon, 05 Feb 2007 19:54:00 +0200</pubDate>        
        </item>
        <atom:link href="http://kelimekutusu.blogcu.com/rss.php" rel="self" type="application/rss+xml" />
</channel>
</rss>